Kim?
Hepimizin korkuları var. Aşılması kolay görünenler veya adını anmaya bile korktuğumuz korkular... 27 yaşımın son demlerini yaşarken yeni yeni idrak ettiğim bir gerçeğim var. Hayatım boyunca hep korktum. Travmatik bir çocukluk geçirmemin etkisiyle önce babamdan, annemi kaybetmekten, ablamdan dolayı görünememekten; sonra insanların neler yaşıyor olduğumu öğrenmesinden, küçümsenmekten, utandırılmaktan.
Kaç yıl daha yaşarım, bilemiyorum. Ömre süre biçmek anlamsız. Ne yaş otuz beş yolun yarısı ediyor, ne de yetmiş yaş yaşanmaya değer bir ömür vadediyor. Kalan süremde nefes alarak, tadını çıkararak, mutlu olarak yaşamak istiyorum.
Uzun süredir nasılını çeşitli kitaplarda, tekniklerde aradım. Sorduğum soru hep aynıydı. Nasıl mutlu olunur? Bugün geldiğim noktada en başından beri yanlış soruyu sorduğumu fark ettim. Önemli olan tek tek aşmaya, yüzleşmeye çalıştığım alt korkular değilmiş. Küçümsenmekten korkmak, dışlanmaktan korkmak, örümceklerden korkmak... Bunlar değil mutluluğu getirecek adımlar. Benim en başından beri aslında yüzleşmekten en çok korktuğum, bu hayattaki en büyük korkum kendimmişim. Kim olduğumdan çok korkmuşum. İçeride ne saklıyorum? Salsam ne olur en kötü? Bilmediklerinden ödü kopuyor insanoğlunun.
Bu blog, benim yolculuğumun bir parçası. Adım adım kendimi bulacağım. Ziyaret ettiğim her tozlu köşeyi koyacağım buraya. Çünkü bence, her yolculuk bizle başlar. Gerçekten kim olduğunuzun farkında mısınız? Eğer değilseniz, belki de siz de benim gibi korkuyorsanız kimliğinizi keşfetmekten, beraber arayalım. Ne de olsa en karanlık anlarda dahi tanıdık bir ses güven veriyor. Ben sizin tanıdık sesinizim. Bloguma hoş geldiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder